Gizli belge

Gizli belge

Basının önce günlerinden beri “vay sen devletin saklı bilgilerini ne türlü yayınlarsın” tartışması yapılır.Uzun zaman bu tip tartışmaları ulusalcı hissiyatları sömürüp gazetecileri “vatan haini” duyuru eden devletler kazanmıştır.Derken demokrasilerin gelişmesiyle devletler bir takım tartışmaları (davaları) kaybetmeye başladı.Ben kendimi bildim bileli benzer çekişme Türkiye’de de vardır ve basın bir çeşitli devletin vesayetinden kurtulamamıştır.Olayın birden çok boyutu var:
Gizli bilginin hakikaten saklı haber olduğundan güvenilir miyiz? Kime göre saklı bilgi? Yoksa birileri yaptığı hatayı örtbas etmek mi istiyor?En nahoş misal, 1974’teki Kıbrıs Harekâtı esnasında, Gökyüzü Kuvvetleri ile Deniz Kuvvetleri’nin koordinasyon bozukluğu sebebinden, uçaklarımızın Kocatepe zırhlımızı batırmalarıdır.Olay kulaktan

kulağa dağılmış fakat basın yazamamıştı. Hadi diyelim savaş anında saklı bilgiydi… Peki, savaş bittiğinde niçin saklı haber olarak kalmaya aynı ritimde devam etti?
Gazeteciler saklı olarak bilinen vesikayı çalmıyor ki birisi onlara veriyor. O takdirde “suçlu” dışarıda değil “içeride”.Unutmayalım ki vesikayı muhafaza etmek n mensuplarının değil, devletin vazifesidir. Madem bu doküman bu civarı mühim, auta ne türlü çıkıyor kardeşim? Koruyamıyorsan, işi becerecek meydana gelen gelsin.

b-497636-sohbet_giriş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir