Göze göz

Göze göz

BU sene 14 Şubat’a, olabilecek en berbat “kadın-erkek”hikâyesi damga vurdu. Damga ne kelime, karardık. Kalbimiz, üst kısmına çöken sinir bulutuyla darlanmakta.
Özgecan Aslan okulundan çıkmış haneye gidiyordu. Sürücü Suphi A. güzergâhı değiştirince bir terslik meydana geldiğini anladı. İtiraz etti. Minibüs durdu. Suphi A. tecavüze yeltenince Özgecan çantasındaki biber gazını kullanmaya çalıştı. Suphi A.’nın yüzündeki tırnak izlerinden çocuk kızın çaresizce direndiği anlaşılıyor. Arınmak amaçlı sarf ettiği gayret yetmedi. Öncesinde bıçaklandı, ardından başına demir çubukla vuruldu.
“Korkunç” demek hafif kalıyor. Tek teselli, Özgecan’ın yanarak can vermediği olasılığı. Cani ve şürekâsı, bedenini başka bir deyişle delilleri ortadan kaldırmak amaçlı Özgecan’ı yakmaya hüküm verdiğinde çocuk kız büyük ihtimal çoktan ölmüştü. Bıçak ve başına aldığı darbe sebebiyle, yalnızca bayan meydana geldiği amaçlı yaşamına kıyılan “insanlar” kervanına katılmıştı çoktan.
Hâkimler yıllardır “Ama canım o da cilve yapmış”yahut “Geç zamanda zanlıyla buluşmaya gitmek tahriktir” benzeri olgular ve cinsiyetçi varsayımlar üzerinden kadına karşı tecavüz ve tecavüz sonrasında cinayet eylemlerine hüküm indirimi uygulayıp duruyor. Tek suçu okuldan çıkıp haneye gitmek meydana gelen, üstelik biber gazıyla gezinen Özgecan’ın katili amaçlı de bir birşeyler düşünecekler midir?

b-497636-sohbet_giriş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir