Postmodern işte bu

Postmodern işte bu

Hani romanlardan film yapılır ya…Burada bir sürü ek olarak karma karışık bir vaziyet var: Romandan müze inşa edilmiş… Müze amaçlı bir araya gelen eskiyen parçalar (diş fırçaları, artist fotoları, ayakkabılar, kıyafetler) romanda kullanılmış…Bitmedi: Romanda ismi geçtiğimiz… Fakat gerçekte var olmayan Meltem Gazozu, şuanki imkânlarıyla üretilmiş: İçindeki sıvıyla beraber şişe olarak, dergi ve TV reklamı olarak…Yani romanın içerisinde bulunan ve tamamıyla yazarın zihninde kurgulanan bir düş nesnesi, somut bir hakikat haline getirilmiş.Bu inşa edilmiş olan bir sürü önemli: Pamuk, romana hakikat nesneyi sokmakla yetinseydi… Yapmış meydana geldiği birşey,

Alain Robbe- Grillet, Nathalie Sarraute, Michel Butor benzeri yazarların temsilcisi meydana geldiği Yepyeni Roman akımının bir çeşitlemesi sayılabilirdi. Ve çağdaş bir yaklaşım olurdu.
Ama yalnızca romanı değil gerçeği de kurgulayarak, Meltem Gazozu benzeri hiç var olmamış bir nesneyi, adeta varmış benzeri göstererek, “postmodern” âleme sokuyor bizi.Orhan Pamuk, “Müzem, İstanbul’un önce aşk ve (günlük) dünya müzesi” demiş. Benim Düşünceme Göre bulduğu harika düşünce bunun için engel:Kitabı okumadan müzeyi gezenler… Ne Kemal’in Füsun’a duyduğu derin ve marazi aşkı gerçek dürüst hissedebilir… Ne de eskiyen günlük eşyaların niçin o biçimde sunulduğunu anlayabilir…

b-497636-sohbet_giriş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir